Eve biri girerse önce sakin kal ve canını koru, eşyanı değil. Sessizce güvenli bir çıkışa yönel ya da kilitlenebilir bir odaya çekil. Işığı yak, gürültü çıkar. Fırsat bulunca 112'yi ara ve bulunduğun adresi net söyle. Karşılaşma kaçınılmazsa direnme, eşyanı ver ve ilk fırsatta uzaklaş.
Bu yazıyı korkutmak için yazmıyorum. Tam tersi. Çoğu insanın eve biri girdiğinde donup kalmasının sebebi, o ana kadar bu ihtimali hiç düşünmemiş olmasıdır. Oysa birkaç dakikanı ayırıp önceden düşünürsen, o an geldiğinde beynin boş kalmaz. Bu yazının tek amacı bu. Sana bir plan vermek ve en baştan söylemek istediğim şeyi tekrar etmek. Eşya değil, can önemli. Bunu aklının bir köşesine yaz, çünkü aşağıdaki her satır bu ilkenin üzerine kurulu.
Hemen bir söz de vermek istiyorum. Hiçbir yöntem, hiçbir hazırlık sana yüzde yüz güvenlik garantisi vermez. Ben de vermiyorum. Ama doğru öncelikleri bilmek, yanlış bir refleksle kendini tehlikeye atma ihtimalini ciddi biçimde azaltır. Konuştuğumuz şey bu.
Erken fark etmek en büyük avantajın
Bir tehlikeyi ne kadar erken fark edersen, elindeki seçenek o kadar fazla olur. İçeri girmiş biriyle uğraşmak, kapının önünde durakalmış birini fark etmekten çok daha zordur.
Bu yüzden evdeyken tamamen kapanmamanı öneririm. Kulaklığı sürekli sonuna kadar açmak, kapı ve pencereleri hiç kontrol etmeden yatmak, seni sağır ve kör bırakır. Kapıda tuhaf bir tıkırtı, kilit etrafında bir zorlama sesi, pencerede beklenmedik bir hareket. Bunları duyabilecek kadar açık olmak yeter. Durumsal farkındalık dediğimiz şey aslında budur ve evde de geçerlidir. Bu konuyu daha derli toplu anlattığım kadınlar için durumsal farkındalık yöntemleri yazısına da göz atmanı tavsiye ederim.
Henüz içeri girmediyse
Kapıya biri geldiğinde ya da girmeye çalıştığını fark ettiğinde en güçlü olduğun an burasıdır. Çünkü aranızda hâlâ bir kapı var.
Kapıyı tanımadığın kişiye açma. Bu kadar basit. "Kargo", "su faturası", "komşuyum" gibi cümleler seni oyalamak için kullanılabilir. Kapıyı açmadan da konuşabilirsin. Dürbün deliğinden bak, gerekirse "bir dakika" de ve kimliğini teyit et. Gerçekten kurum görevlisiyse beklemek onu rahatsız etmez.
Biri kilidi zorluyorsa sessiz kalma. Işıkları yak, televizyonun sesini aç, yüksek sesle "kim o" diye seslen, hatta evde başka biri varmış gibi birine seslen. Çoğu davetsiz misafir evin boş ve sessiz olduğunu düşündüğü için gelir. Evin uyanık ve dolu olduğunu hissettiğin an, çoğu vazgeçer. Bu arada telefonunu eline al ve gerekirse aramaya hazır ol.
Evde tek başına yaşıyorsan bu hazırlığı biraz daha ciddiye almanı isterim. Evde tek başına öz savunma hazırlığı yazısında kapı, oda ve ışık düzenini nasıl kurabileceğini adım adım anlattım.
İçeri girdiyse ilk saniyeler
Diyelim ki fark ettiğinde iş işten geçmiş ve biri içeri girmiş. Şimdi tek bir sorunun cevabı önemli. Nasıl güvende kalırım.
Önceliğin, o kişiyle karşılaşmadan kendini korumaya almaktır. İki temel seçeneğin var.
Birincisi, sessizce ve fark edilmeden güvenli bir çıkışa yönelmek. Kapı sana yakınsa ve önün açıksa, en iyi seçenek evi terk etmektir. Eşyalarını toplamaya, ışıkları kapatmaya, hiçbir şeye kalkışma. Sadece çık.
İkincisi, çıkış güvenli değilse kilitlenebilir bir odaya çekilmek. Yatak odası ya da banyo olabilir. Kapıyı kilitle, mümkünse önüne ağır bir şey çek ve telefonunu yanına al. Amacın kahramanlık değil, aranıza bir engel koyup yardım gelene kadar güvende kalmak.
Çocukların ya da yaşlı bir yakının varsa planını buna göre yap. Kiminle, hangi odaya çekileceğini önceden düşünmek o an her şeyi kolaylaştırır.
Kime ve nasıl haber verirsin
Güvenli bir yere çekildiğinde ya da dışarı çıktığında yapman gereken tek bir şey var. 112'yi aramak.
Telefonda panikleyip anlaşılmaz konuşmak sık görülür. Bunu önlemek için sıralamayı aklında tut. Önce açık adresini söyle, sonra ne olduğunu. Adres önce gelir, çünkü hat kesilse bile ekip yola çıkabilsin. Sakin ve kısa cümleler kur. Konuşamayacak kadar tehlikeli bir durumdaysan, hattı açık bırakman bile işe yarar.
Fırsatın varsa güvendiğin bir komşuna ya da yakınına da haber ver. Bazen en hızlı yardım bir kapı ötendedir.
Telefonun yoksa ya da ulaşamıyorsan
Telefon her zaman elinin altında olmayabilir. Bu durumda amacın dikkat çekmek ve yardım gelmesini sağlamaktır.
Pencereden ya da balkondan yüksek sesle bağırabilirsin. "Yardım edin" yerine "yangın var" diye bağırmanın daha fazla insanı harekete geçirdiğini söyleyenler vardır, çünkü insanlar yangında kendilerini de tehlikede hisseder. Bunu bir kural gibi değil, bir seçenek gibi aklında tut.
Ev aletlerinin sesi, alarm, hatta tencere kapağı gibi sert sesler çıkarmak da davetsiz kişinin işini zorlaştırır. Sessizlik onun lehine, gürültü senin lehinedir.
Karşılaşma kaçınılmazsa
Bazen ne yaparsan yap yüz yüze gelirsin. Burada söyleyeceklerim çok sade, çünkü o an karmaşık planları hatırlayamazsın.
Direnme. Eşyan neyse ver. Cüzdan, telefon, takı. Hiçbiri senin canın kadar değerli değildir. Çoğu hırsız yakalanmadan kaçmak ister, seninle uğraşmak değil. Sakin durursan ve çıkış yolunu açık bırakırsan, büyük ihtimalle gitmek isteyecektir.
Bir eşyayı ona doğru uzatıp ya da bir kenara atıp dikkatini bir an dağıtabilir, o sırada kapıya yönelebilirsin. Amacın kavga kazanmak değil, o kapıdan çıkmak.
Fiziksel karşılık, gerçekten başka hiçbir seçeneğin kalmadığında, örneğin sana doğrudan saldırıldığında ve kaçış yolun kapandığında düşünülecek en son şeydir. O anda bile hedefin galip gelmek değil, bir açıklık yaratıp uzaklaşmaktır. Bu konuyu, gerçekçi ve abartısız bir çerçevede Muhafız kitabında uzun uzun anlattım. İlgini çekerse Muhafız kitabına bakabilirsin.
Tehlike geçtikten sonra
Kişi gittikten ya da yardım geldikten sonra da yapılacaklar var.
Önce kendini ve yanındakileri kontrol et. Yaralanma varsa 112'ye bunu da bildir. Sonra evin içinde gereksiz yere dolaşma ve mümkünse hiçbir şeye dokunma. Kırılan cam, düşen eşya, kapı izleri. Bunlar delildir ve resmi kayıt için önemli olabilir. Temizlik yapma isteğin ne kadar güçlü olursa olsun, ekipler işini bitirene kadar bekle.
Olayı mutlaka resmi olarak bildir. Küçük göründüğünü düşündüğün olaylar bile kayda geçtiğinde hem senin hem mahallendeki başka insanların güvenliğine katkı sağlar.
Kısa bir önleyici ev güvenliği notu
En iyi karşılaşma, hiç yaşanmayan karşılaşmadır. Birkaç basit alışkanlık büyük fark yaratır.
Kapıyı evde olsan bile kilitli tut. İyi bir kilit ve mümkünse kapı zinciri kullan. Pencere ve balkon kapılarını, özellikle giriş katındaysan, açık bırakma. Kapı önünde ışık olması, evin boş görünmemesi için zamanlayıcılı lamba kullanılması, davetsiz kişilerin gözünü korkutur. Anahtarını paspas altı gibi tahmin edilebilir yerlere saklama.
Dışarıdaki senaryolar da bu bütünün parçası. Toplu taşıma, asansör, otopark gibi ortamlarda kendini nasıl koruyacağını toplu taşıma, asansör, otopark, ıssız sokak senaryoları yazısında ayrı ayrı ele aldım.
Son olarak şunu hatırlatayım. Bütün bu bilgilerin amacı seni tetikte ve gergin yaşatmak değil. Tam tersi. Ne yapacağını bildiğinde daha rahat uyursun, çünkü belirsizlik korkuyu büyütür, plan ise küçültür. Umarım bu yazıya hiç ihtiyacın olmaz. Ama olursa, sakin kal ve önceliğini unutma. Önce sen. Gerisi eşyadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Eve hırsız girdiğinde hangi numarayı aramalıyım?
Türkiye'de tek acil numara 112'dir. Polis, ambulans ve itfaiye için aynı numarayı ararsın. Telefonda önce açık adresini, sonra ne olduğunu söyle. Konuşamayacak durumdaysan hattı açık bırakman bile yardımcı olur, çünkü çağrı merkezi konumunu ve sesleri değerlendirebilir. Mümkünse güvenli bir yere çekildikten sonra ara.
Hırsızla yüz yüze gelirsem ne yapmalıyım?
Kahramanlık yapma. Çoğu hırsız yakalanmaktan kaçmak ister, seninle çatışmak değil. Sakin dur, ani hareket etme, eşyalar senin olsun de ve çıkış yolunu aç. Bir şey vererek dikkatini dağıtıp uzaklaşabilirsin. Fiziksel karşılık en son seçenektir ve sadece başka hiçbir çıkışın kalmadığında düşünülür.
Yapay zekâ ve kişisel güvenlik üzerine yazıyor. Şirketlerin yapay zekâ dönüşümünde karar vericilere yön veriyor.
Hakkımda