Listeyi süz

Okuyucu favorileri

Okurların en çok okuduğu, arkadaşlarıyla en çok paylaştığı yazılar.

Yapay Zekâ

Yapay zekânın bugün ne olduğunu, yarın bizi nereye götüreceğini anlatıyorum.

Yöneticilerin Yapay Zekada Yaptığı 7 Pahalı Hata ve Nasıl Düzelir · Pahalı olan araç değil, karar.Seçilmiş
Yapay Zekâ · 8 dk okuma

Yöneticilerin Yapay Zekada Yaptığı 7 Pahalı Hata ve Nasıl Düzelir

Aracı alıp işi yeniden kurmamaktan yargıyı devretmeye kadar, yöneticilerin yapay zekada yaptığı yedi pahalı hata, sebepleri ve düzeltmeleri.

Yapay zekada en pahalı hatalar çoğu zaman kötü bir kararın değil, makul görünen bir kararın sonucu. Aracı satın almak, kurulumu BT'ye vermek, kullanımı yasaklamak ya da kurulumu uzman bir tedarikçiye devretmek. Hepsi verildiği anda mantıklı duruyor ve hiçbiri ihmal sayılmıyor.

Bu yazıda yöneticilerin yapay zekada en sık düştüğünü düşündüğüm yedi hatayı topladım. Her biri için hatanın ne olduğunu, neden yapıldığını ve düzeltmek için ne yapabileceğinizi yazdım. Kaynaklarım yazının sonunda, ölçümlerin kapsamını da orada açıkladım.

Önce bir not düşeyim. Bu yedi hata benim seçimim. Hangisinin "en çok" yapıldığına dair bir sıklık ölçümüm yok. Seçerken ölçütüm şuydu. Araştırmada ya da sahada izi görülen, bedeli yüksek ve yöneticinin kendi kararıyla düzeltebileceği hatalar.

Hata 1. Aracı alıp işi yeniden kurmamak

Çoğu şirket yapay zekaya mevcut sürecin üstüne eklenen bir araç olarak başlıyor. Adımlar, onaylar ve raporlama aynı kalıyor, yalnızca bir adım daha hızlanıyor. Çalışan kendi işinde zaman kazanıyor ama bu kazanç şirketin sonucuna ulaşmıyor.

McKinsey'nin 2026 araştırmasında bu fark açık görünüyor. 97 ülkeden 1.719 katılımcıya dayanan ankette, yüksek performanslı şirketlerin yaklaşık dörtte üçü (%74) iş akışlarını yeniden tasarladığını söylüyor. Diğer şirketlerde bu oran yaklaşık dörtte bir. Rakamlar katılımcı beyanı, yani şirketlerin kendi anlatımı.

Nasıl düzelir?

En çok zaman alan ya da en çok hata çıkan tek bir işi seçin.

Yapay zekayı mevcut adımlara eklemek yerine işi uçtan uca baştan tasarlayın.

Eski süreçten hangi adımların kalktığını yazın. Hiçbir adım kalkmadıysa işi yeniden kurmadınız, yalnızca araç eklediniz.

Bu konuyu serinin yol haritası yazısında ayrıntılı anlattım. Şirkete yapay zeka entegrasyonu yol haritası yazısına bakabilirsiniz.

Hata 2. Yapay zekayı yalnızca BT'ye bırakmak

Yapay zekada en pahalı hatalar çoğu zaman kötü bir kararın değil, makul görünen bir kararın sonucu. Aracı satın almak, kurulumu BT'ye vermek, kullanımı yasaklamak ya da kurulumu uzman bir tedarikçiye devretmek. Hepsi verildiği anda mantıklı duruyor ve hiçbiri ihmal sayılmıyor.

Bu yazıda yöneticilerin yapay zekada en sık düştüğünü düşündüğüm yedi hatayı topladım. Her biri için hatanın ne olduğunu, neden yapıldığını ve düzeltmek için ne yapabileceğinizi yazdım. Kaynaklarım yazının sonunda, ölçümlerin kapsamını da orada açıkladım.

Önce bir not düşeyim. Bu yedi hata benim seçimim. Hangisinin "en çok" yapıldığına dair bir sıklık ölçümüm yok. Seçerken ölçütüm şuydu. Araştırmada ya da sahada izi görülen, bedeli yüksek ve yöneticinin kendi kararıyla düzeltebileceği hatalar.

Hata 1. Aracı alıp işi yeniden kurmamak

Çoğu şirket yapay zekaya mevcut sürecin üstüne eklenen bir araç olarak başlıyor. Adımlar, onaylar ve raporlama aynı kalıyor, yalnızca bir adım daha hızlanıyor. Çalışan kendi işinde zaman kazanıyor ama bu kazanç şirketin sonucuna ulaşmıyor.

McKinsey'nin 2026 araştırmasında bu fark açık görünüyor. 97 ülkeden 1.719 katılımcıya dayanan ankette, yüksek performanslı şirketlerin yaklaşık dörtte üçü (%74) iş akışlarını yeniden tasarladığını söylüyor. Diğer şirketlerde bu oran yaklaşık dörtte bir. Rakamlar katılımcı beyanı, yani şirketlerin kendi anlatımı.

Nasıl düzelir?

En çok zaman alan ya da en çok hata çıkan tek bir işi seçin.

Yapay zekayı mevcut adımlara eklemek yerine işi uçtan uca baştan tasarlayın.

Eski süreçten hangi adımların kalktığını yazın. Hiçbir adım kalkmadıysa işi yeniden kurmadınız, yalnızca araç eklediniz.

Bu konuyu serinin yol haritası yazısında ayrıntılı anlattım. Şirkete yapay zeka entegrasyonu yol haritası yazısına bakabilirsiniz.

Hata 2. Yapay zekayı yalnızca BT'ye bırakmak

Kişisel Güvenlik

Tehdidi okumayı, manipülasyonu deşifre etmeyi, sınırı korumayı, kendini savunmayı yazıyorum.

Dijital Ayak İzin Seni Ele Veriyor. Takip, Konum ve Sosyal Medya Güvenliği · Dijital korunma öğrenilebilir.Seçilmiş
Kişisel Güvenlik · 7 dk okuma

Dijital Ayak İzin Seni Ele Veriyor. Takip, Konum ve Sosyal Medya Güvenliği

Fiziksel alanı okuduğun gibi dijital alanını da oku. Takip yazılımı, konum sızıntısı ve sosyal medya ayak izine karşı somut korunma adımları.

Bir mesaj geliyor. "Bugün yine o kafeye mi gittin?" Oysa kimseye söylemedin. İçinde bir şey kasılıyor, midende küçük bir burkulma. Sonra kendini susturuyorsun. "Abartıyorum herhalde, tesadüftür." O burkulma tesadüf değil. Bedenin sana sınırının test edildiğini söylüyor. Ben buna Kıvılcım Anı diyorum, bedenin "dikkat, bir karar vermen gerek" dediği ilk içsel sinyal. Dijital dünyada bu sinyal sessizdir ama gerçektir.

Ben bu yazıda fiziksel dünyada öğrettiğim bir şeyi dijital dünyaya taşıyacağım. Bir kafeye girdiğinde çıkışları, kim nerede oturuyor, kimin elleri görünmüyor diye okursun. Buna Alan Okuryazarlığı diyorum. Dijital alanının da bir haritası var. Telefonun, hesapların, paylaştığın her fotoğraf o haritanın parçası. Amacım sana korku aşılamak değil. Amacım dijital alanını da bir kafeyi okuduğun netlikle okumanı sağlamak. Panik yok, protokol var.

Dijital takip nedir ve nereden gelir

Dijital takip tek bir şey değil. Üç ayrı kanaldan akar ve genellikle hepsi aynı anda çalışır.

Birincisi takip yazılımları. Stalkerware denen bu programlar telefona gizlice kurulur ve mesajlarını, fotoğraflarını, gerçek zamanlı konumunu birine aktarır. Kaspersky verilerine göre bu yazılımlar dünya genelinde on binlerce kullanıcıyı etkiliyor ve çoğu zaman yakın çevreden, tanıdık bir elden kuruluyor.

İkincisi konum sızıntısı. Canlı konum paylaşımı, AirTag gibi akıllı Bluetooth etiketleri, çantana ya da arabana sessizce bırakılabilir. Bu cihazlar nerede olduğunu metre metre bildirir.

Üçüncüsü dijital ayak izin. Fotoğraf, check-in, rutin paylaşımı. Tek başına zararsız görünen parçalar, birleştirildiğinde nerede yaşadığını, ne zaman evde olmadığını gösteren bir resme dönüşür. Muhafız kitabında bu profili Ekran Arkası Avcısı olarak tarif ediyorum. Sosyal medyadaki konum, rutin ve fotoğraf paylaşımlarını bir yapboz gibi birleştirip senin fiziksel dünyadaki yerini çözen kişi. Muhafız kitabı tehdidi sadece sokakta değil, ekranın arkasında da okumayı öğretir.

Bu üçünü tek tek tanıdığında, gelen tedirginliğin bir isim kazanır. İsmi olan korku yönetilebilir.

Telefonum takip ediliyor mu. Belirtiler ve dijital okuma

Telefonun da bir beden dili vardır. Tıpkı kalabalıkta anormal duran kişiyi sezdiğin gibi, cihazının normalden sapan davranışını da okuyabilirsin. İşte dikkat edilecek sinyaller.

Pil dün tam doluyken bugün öğlen bitiyor. Arka planda sürekli çalışan bir yazılım olabilir. İlk adımın, pil kullanımı menüsünden hangi uygulamanın pili yediğine bakmak.

Mobil veri durduk yere hızla tükeniyor. Veri başka bir yere aktarılıyor olabilir. İlk adımın, veri kullanımı listesini tanımadığın bir uygulama için taramak.

Bir mesaj geliyor. "Bugün yine o kafeye mi gittin?" Oysa kimseye söylemedin. İçinde bir şey kasılıyor, midende küçük bir burkulma. Sonra kendini susturuyorsun. "Abartıyorum herhalde, tesadüftür." O burkulma tesadüf değil. Bedenin sana sınırının test edildiğini söylüyor. Ben buna Kıvılcım Anı diyorum, bedenin "dikkat, bir karar vermen gerek" dediği ilk içsel sinyal. Dijital dünyada bu sinyal sessizdir ama gerçektir.

Ben bu yazıda fiziksel dünyada öğrettiğim bir şeyi dijital dünyaya taşıyacağım. Bir kafeye girdiğinde çıkışları, kim nerede oturuyor, kimin elleri görünmüyor diye okursun. Buna Alan Okuryazarlığı diyorum. Dijital alanının da bir haritası var. Telefonun, hesapların, paylaştığın her fotoğraf o haritanın parçası. Amacım sana korku aşılamak değil. Amacım dijital alanını da bir kafeyi okuduğun netlikle okumanı sağlamak. Panik yok, protokol var.

Dijital takip nedir ve nereden gelir

Dijital takip tek bir şey değil. Üç ayrı kanaldan akar ve genellikle hepsi aynı anda çalışır.

Birincisi takip yazılımları. Stalkerware denen bu programlar telefona gizlice kurulur ve mesajlarını, fotoğraflarını, gerçek zamanlı konumunu birine aktarır. Kaspersky verilerine göre bu yazılımlar dünya genelinde on binlerce kullanıcıyı etkiliyor ve çoğu zaman yakın çevreden, tanıdık bir elden kuruluyor.

İkincisi konum sızıntısı. Canlı konum paylaşımı, AirTag gibi akıllı Bluetooth etiketleri, çantana ya da arabana sessizce bırakılabilir. Bu cihazlar nerede olduğunu metre metre bildirir.

Üçüncüsü dijital ayak izin. Fotoğraf, check-in, rutin paylaşımı. Tek başına zararsız görünen parçalar, birleştirildiğinde nerede yaşadığını, ne zaman evde olmadığını gösteren bir resme dönüşür. Muhafız kitabında bu profili Ekran Arkası Avcısı olarak tarif ediyorum. Sosyal medyadaki konum, rutin ve fotoğraf paylaşımlarını bir yapboz gibi birleştirip senin fiziksel dünyadaki yerini çözen kişi. Muhafız kitabı tehdidi sadece sokakta değil, ekranın arkasında da okumayı öğretir.

Bu üçünü tek tek tanıdığında, gelen tedirginliğin bir isim kazanır. İsmi olan korku yönetilebilir.

Telefonum takip ediliyor mu. Belirtiler ve dijital okuma

Telefonun da bir beden dili vardır. Tıpkı kalabalıkta anormal duran kişiyi sezdiğin gibi, cihazının normalden sapan davranışını da okuyabilirsin. İşte dikkat edilecek sinyaller.

Pil dün tam doluyken bugün öğlen bitiyor. Arka planda sürekli çalışan bir yazılım olabilir. İlk adımın, pil kullanımı menüsünden hangi uygulamanın pili yediğine bakmak.

Mobil veri durduk yere hızla tükeniyor. Veri başka bir yere aktarılıyor olabilir. İlk adımın, veri kullanımı listesini tanımadığın bir uygulama için taramak.