Yapay Zekâ3 Eki 2026·12 dk okuma

Yapay Zeka Öğretmenlerin Yerini Alabilir mi? Görev Görev Cevap

Yapay zeka öğretmenliğin hangi görevlerini alabilir, hangilerini alamaz? Kontrollü deneyler, OECD, UNESCO ve MEB verisiyle mesleğin geleceği ve ne yapmalı.

Kısa cevap

Hayır, veriler yapay zekanın öğretmenlerin yerini toplu olarak alacağını göstermiyor. Ders hazırlığı, ölçme ve evrak işi gibi görevlerin önemli kısmı makineye devredilebilir, McKinsey'e göre öğretmen saatlerinin yüzde 20 ile 40'ı. Ama ilişki, motivasyon, sınıf yönetimi, notta yargı ve çocuğun güvenliği insanda kalıyor. Meslek bitmiyor, şekil değiştiriyor.

Kısa cevap şu. Ekim 2026 itibarıyla elimdeki veriler, yapay zekanın öğretmenlerin yerini toplu olarak alacağını göstermiyor. Öğretmenliğin bir kısmı, özellikle ders hazırlığı, ölçme ve evrak işi, büyük ölçüde makineye devredilebilir. Ama çocuğu tanımak, motive etmek, sınıfı yönetmek, adil not vermek ve güvenliğini sağlamak insanda kalıyor. Meslek bitmiyor, şekil değiştiriyor.

Bu soruyu soran kişi genelde üç yerden biriyle geliyor. Ya öğretmensin ve yıllarını verdiğin mesleğin geleceğini merak ediyorsun. Ya öğretmenlik okumayı düşünüyorsun ve yanlış bir bölüme mi gireceğini soruyorsun. Ya da velisin ve çocuğunun bir ekranın karşısında mı büyüyeceğini düşünüyorsun. Üçü de haklı bir endişe ve üçü de slogan değil, veri hak ediyor.

Bu yazıda öğretmenliği görev görev ayırıyorum. Hangi işin otomasyona açık olduğunu, hangisinin olmadığını, yapay zeka öğretmenlerle yapılan kontrollü deneylerin ne bulduğunu, Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığı'nın ne söylediğini ve senin şimdi ne yapman gerektiğini anlatıyorum. Öğretmenlerin derste yapay zekayı nasıl kullanacağını ayrı bir yazıda ele aldım, o yüzden burada mesleğin geleceğine odaklanıyorum.

Yapay zeka öğretmenlerin yerini alabilir mi, kısaca?

Hayır, ama öğretmenin gününün bir bölümünü alacak. Bu ayrım önemli, çünkü "yerini almak" ile "işinin bir kısmını üstlenmek" çok farklı iki şey.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Mayıs 2025'te yayımladığı çalışmada dünyadaki her dört çalışandan birinin üretken yapay zekaya bir ölçüde maruz kalan bir meslekte olduğunu hesapladı. Aynı çalışmanın ana mesajı açık. Üretken yapay zekanın en olası etkisi işlerin ortadan kalkması değil, dönüşmesi, çünkü mesleklerin çoğu insan katkısı gerektiren görevler içeriyor. En yüksek maruziyet grubundakilerin payı küresel istihdamın yüzde 3,3'ü ve bu grubun başını büro ve sekreterlik işleri çekiyor, öğretmenlik değil.

Dünya Ekonomik Forumu'nun Gelecekte İşler 2025 raporu da aynı yönü gösteriyor. 2025 ile 2030 dönemini kapsayan rapor, yükseköğretim ve ortaöğretim öğretmenliği gibi eğitim rollerinin önümüzdeki beş yılda belirgin biçimde büyümesini bekliyor.

UNESCO'nun 2024'te yayımladığı öğretmenler için yapay zeka yetkinlik çerçevesi ise tartışmayı değer düzeyinde kapatıyor. Belgede öğretmenlerin teknolojiyle değiştirilmemesi ve değiştirilemeyeceği, öğretmenlerin pedagojik kararlarda sorumluluğu taşımaya devam etmesi gerektiği açıkça yazıyor.

Öğretmenliğin hangi görevleri yapay zekaya devredilebilir?

Burada en işe yarar veri, öğretmenin haftasını tek tek görevlere bölen bir çalışma. McKinsey, Ocak 2020'de yayımladığı çalışmada Kanada, Singapur, Birleşik Krallık ve ABD'deki 2.172 öğretmene zamanlarını nereye harcadıklarını sordu. Sonuca göre öğretmen saatlerinin yüzde 20 ile 40'ı mevcut teknolojiyle otomatikleştirilebilecek işlere gidiyor. Bu, haftada yaklaşık 13 saat ediyor.

Bu saatlerin nereden geldiği önemli:

  • Hazırlık: Ders planı, etkinlik, çalışma kağıdı. Çalışmada haftalık 11 saatten yaklaşık 6 saate inebileceği öngörülüyor.
  • Ölçme ve geri bildirim: Sınav sorusu hazırlamak, ödev okumak, geri bildirim taslağı yazmak. Haftalık 6 saatten 3 saate.
  • İdari işler: Form, rapor, yazışma. Haftalık 5 saatten 3 saate.

Aynı çalışma, doğrudan öğretim, öğrenciyi derse katmak, koçluk ve rehberlik ile davranışsal, sosyal ve duygusal becerilerin gelişimini otomasyona büyük ölçüde kapalı görevler olarak sayıyor.

Dikkat etmen gereken bir ayrıntı var. Bu rakam 2020'den, yani ChatGPT öncesinden. O günden bu yana araçlar hazırlık ve geri bildirim tarafında belirgin biçimde güçlendi. Yani devredilebilir pay bugün muhtemelen daha yüksek. Ama devredilebilir görevlerin türü değişmedi. Makinenin iyi olduğu yer yine sayfa üzerindeki iş.

Bir de şunu ekleyeyim. "Devredilebilir" demek "devredilmeli" demek değil. Ölçme bunun en iyi örneği. Bunu birazdan Anthropic'in verisiyle göstereceğim.

Hangi görevler insanda kalıyor ve neden?

Ben yapay zeka eğitim ve değerlendirme işi yapıyorum. İşimin önemli bir kısmı, bir modelin verdiği cevabı okuyup nerede yanıldığını, neyi atladığını, neyi gereğinden emin söylediğini görmek. Bu işin temel derslerinden biri şu. Model, bilgiyi düzgün bir metne dönüştürmekte çok iyi. Ama karşısındaki insanın o an neye ihtiyacı olduğunu bilmiyor. Ona ne söylenirse onu biliyor.

Aynı zamanda Savunma Sanatları Antrenörü olarak boks, kick boks ve Krav Maga dersi veriyorum. Bir antrenmanın tekniği anlatan kısmı, işin görünen yüzü. Görünmeyen yüzü ise kimin hazır olduğuna, kimin zorlanacağına, kime ne zaman yük bindirip ne zaman geri çekileceğine karar vermek. Tekniğin anlatımını bir video da yapabilir. O kararları videoya bırakamazsın.

Öğretmenlikte insanda kalan görevleri ben beş başlıkta topluyorum:

  1. İlişki ve güven: Öğrenci, güvendiği insandan öğrenir. Bir çocuğun neden sustuğunu, neden ödevi getirmediğini anlamak bilgi aktarmak değil, ilişki kurmaktır.
  2. Motivasyon: Zor bir konuda pes etmek üzere olan birini tutmak, ona doğru anda doğru şeyi söylemek. Bu, öğrencinin hayatını, ailesini ve o günkü hâlini bilmeyi gerektirir.
  3. Sınıf yönetimi: Otuz kişilik bir sınıfta dikkati, çatışmayı ve dengeyi yönetmek fiziksel ve sosyal bir iş. Ekrandaki bir sohbet aracı sınıfın havasını okuyamaz.
  4. Değerlendirmede yargı: Bir notun arkasında adalet duygusu, bağlam ve sorumluluk var. Notu veren kişi, gerektiğinde veliye ve öğrenciye gerekçesini açıklayabilmeli.
  5. Çocuğun güvenliği: İhmal, zorbalık ya da bir sağlık sorununun işaretlerini fark etmek ve doğru kişiye haber vermek, insan sorumluluğudur.

Bu beş görevin ortak noktası, hepsinin bir karar içermesi. Ben buna karar veren insan diyorum. Yapay zeka önerir ve uygular, karar ise insanda kalır. Onaylamak ile karar vermek de aynı şey değil. Modelin hazırladığı geri bildirimi okumadan göndermek onaylamaktır. Okuyup "bu çocuk için bu cümle doğru mu" diye tartmak karar vermektir.

Anthropic'in Ağustos 2025'te yayımladığı eğitim raporu bu ayrımı iyi gösteriyor. Şirket, yükseköğretimdeki eğitimcilerin Claude ile yaptığı yaklaşık 74.000 anonim konuşmayı inceledi. Konuşmaların yüzde 57'si müfredat geliştirmeyle, yüzde 7'si öğrenci performansını değerlendirmeyle ilgiliydi. Değerlendirme konuşmalarının yüzde 48,9'unda iş büyük ölçüde makineye bırakılıyordu. Ama raporda görüşülen öğretim üyeleri, notlandırmayı yapay zekanın en az etkili olduğu alan olarak değerlendirdi. Eğitimciler kendi katılımlarını yoğun bağlam, yaratıcılık ya da öğrenciyle doğrudan etkileşim gerektiren işlere ayırıyordu.

Yani teknik olarak devredilebilen bir iş, öğretmenin kendisinin de en az güvendiği iş olabiliyor. Bu bir çelişki değil, mesleğin özü burada.

Yapay zeka öğretmen olabilir mi? Deneyler ne gösteriyor?

Burada abartıya da, küçümsemeye de kapılmamak gerekiyor, çünkü kontrollü deneyler gerçekten etkileyici sonuçlar veriyor.

Harvard'da yapılan ve Haziran 2025'te Scientific Reports dergisinde yayımlanan randomize kontrollü çalışmada, giriş düzeyi bir fizik dersindeki 194 öğrenci iki koşulu da denedi. Bir derste özel tasarlanmış bir yapay zeka öğreticisiyle, diğerinde sınıf içi aktif öğrenme yöntemiyle çalıştılar. Yapay zeka öğreticisiyle çalışanların öğrenme kazanımı iki katın üzerindeydi. Öğrenciler bu süreçte kendilerini daha istekli ve daha motive hissettiklerini de bildirdi.

Ama aynı çalışmanın yazarları üç önemli not düşüyor:

  • Öğretici, uzmanların önceden yazdığı çözümlere ve dikkatle hazırlanmış yönergelere dayanıyordu. Yani arkasında yoğun öğretmen emeği vardı.
  • Yöntem, kavrama, uygulama ve analiz düzeyindeki hedeflerde en iyi sonucu veriyor. Birden çok kavramı birleştirmeyi ve üst düzey eleştirel düşünmeyi gerektiren bağlamlara uymayabilir.
  • Yazarlar, yapay zeka öğreticisinin sınıf içi öğretimin tamamen yerine geçmemesi gerektiğini, sınıf zamanını ileri problem çözme, proje ve grup çalışmasına açmak için kullanılması gerektiğini yazıyor.

İkinci deney doğrudan Türkiye'den ve madalyonun öbür yüzünü gösteriyor. Wharton'dan Hamsa Bastani ve ekibinin Türkiye'de bir lisede yaklaşık 1.000 matematik öğrencisiyle yaptığı ve 2025'te PNAS dergisinde yayımlanan deneyde öğrencilerin bir kısmı düz bir GPT arayüzüyle, bir kısmı öğretmen girdisiyle tasarlanmış ve cevap vermek yerine ipucu veren bir "GPT Tutor" ile çalıştı. Makalenin özetine göre düz arayüzü kullananların notları alıştırmalarda kontrol grubuna göre yüzde 48 daha iyiydi, ama yapay zekasız sınavda yüzde 17 daha düşüktü. Öğretmen girdisiyle tasarlanan versiyonu kullananlar alıştırmalarda yüzde 127 daha iyi yaptı, sınavda ise bu düşüşü büyük ölçüde yaşamadı. Yazarlar, korumasız arayüzde öğrencilerin modeli bir koltuk değneği gibi kullandığını yazıyor.

Bu iki deneyi birlikte okuyunca tablo netleşiyor. Yapay zeka iyi tasarlandığında güçlü bir öğretme aracı. Kötü tasarlandığında öğrenciye koltuk değneği oluyor ve öğrenmeyi zayıflatıyor. İyi tasarımın arkasında her iki durumda da bir öğretmen var. Bu, öğretmeni ortadan kaldıran değil, öğretmenin rolünü değiştiren bir bulgu.

Öğretmenler yapay zekayı şimdiden ne kadar kullanıyor?

OECD'nin TALIS 2024 araştırması, öğretmenlere yapay zeka kullanımını doğrudan soran en kapsamlı uluslararası kaynaklardan biri. Eğitim Enternasyonali'nin Aralık 2025'teki özetine göre OECD genelinde ortaokul öğretmenlerinin yaklaşık yüzde 41'i öğretimde yapay zeka kullanıyor. Bu oran Birleşik Arap Emirlikleri ve Singapur'da yüzde 75'e çıkıyor, Fransa'da yüzde 14'e iniyor.

Kullanım alanlarına bakınca McKinsey'in öngördüğü tablo kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yapay zeka kullanan öğretmenler arasında en yaygın kullanım bir konuyu hızlıca öğrenmek ve özetlemek (yüzde 68) ile ders planı ya da etkinlik üretmek (yüzde 64). Öğrenci çalışmalarını değerlendirmek ve not vermek ise yüzde 26 ile listenin sonlarında.

Öğretmenlerin kaygıları da önemli. Aynı özete göre, yapay zeka kullansın ya da kullanmasın, öğretmenlerin yaklaşık yüzde 72'si yapay zekanın öğrencilerin kendi çalışmalarını olduğundan farklı göstermesine imkan verdiğini, yüzde 66'sı ise yapay zekanın uygunsuz ya da yanlış önerilerde bulunduğunu düşünüyor. Yani öğretmenler aracı kullanıyor, ama ona körü körüne güvenmiyor. Bu sağlıklı bir tutum.

Türkiye'de durum ne, MEB ne diyor?

Millî Eğitim Bakanlığı, 17 Haziran 2025'te 2025 ile 2029 yıllarını kapsayan Eğitimde Yapay Zeka Politika Belgesi ve Eylem Planı'nı yürürlüğe koydu. Belge 4 hedef, 15 politika maddesi ve 40 eylem adımından oluşuyor. Hedefler arasında eğitimde yapay zeka kültürü oluşturmak ve öğretim programlarında yapay zekanın yerini artırmak var.

Öğretmen açısından belgedeki en önemli cümle bence şu. Belge, "öğretmen-öğrenci etkileşiminin niteliği korunmalı ve öğretmenlerin rehberlik ile değer aktarımı rollerini sürdürmeleri desteklenmelidir" diyor. Belge ayrıca, aralarında yukarıdaki McKinsey çalışmasının da bulunduğu araştırmalara atıfla, yapay zeka uygulamalarının öğretmenlere zamanlarının yaklaşık yüzde 20 ile 30'unu kazandırdığını ve bunun öğrencilere daha fazla bireysel ilgi göstermeye imkan tanıdığını yazıyor. Bu rakamı McKinsey'in yüzde 20 ile 40'ıyla karıştırma. McKinsey'inki mevcut teknolojiyle otomatikleştirilebilecek en geniş payı gösteriyor, MEB'in aktardığı aralık ise kazanılan zamana dair daha temkinli bir tahmin. İkisi de aynı yönü işaret ediyor. Öğretmenin zamanının en az beşte biri yapay zekayla açılabilir.

Planlanan eylemler de bu yönde. Öğretmenlerin yapay zeka destekli ders tasarımı yetkinliklerini artırmaya yönelik hizmet içi eğitimler, bir öğretmen el kitabı ve atölye programları belgede yer alıyor. Yani Türkiye'de resmi yaklaşım öğretmeni azaltmak değil, öğretmeni yapay zekayı kullanabilir hâle getirmek.

Öğretmenlik okumaya hâlâ değer mi?

Öğretmenlik okumayı düşünen biriysen asıl sorun bu. Dürüst cevabım şu. Öğretmenlik, yapay zekanın ortadan kaldıracağı meslekler arasında görünmüyor. Ama on yıl sonraki öğretmenin günü bugünkünden farklı olacak ve bu farkı erken görenler avantajlı olacak.

Dikkat etmen gereken birkaç nokta var:

  • Bilgi aktarımı tek başına artık güçlü bir rekabet avantajı değil. Bir konuyu düzgün anlatmak hâlâ önemli, ama yapay zeka bunu her saatte ve her öğrencinin hızında yapabiliyor. Öğretmenin değeri, anlatımın ötesine geçtiği yerde artıyor.
  • Bence okul öncesi ve ilkokul, yapay zekaya en dirençli kademeler arasında. Bu yaşlarda öğretmenliğin büyük kısmı ilişki, bakım, güvenlik ve sosyal beceri gelişimi. Bunlar McKinsey'in otomasyona kapalı saydığı görevlerin ta kendisi.
  • Baskıyı en çok özel ders ve tekrar odaklı içerik üretiminin hissedeceğini düşünüyorum. Konu anlatım videosu, soru bankası ya da ödev yardımı gibi işler, yapay zeka öğreticilerinin doğrudan rekabet ettiği yer.
  • Rehberlik, özel eğitim ve beden eğitimi gibi alanlar yoğun insan teması gerektiriyor. Bu alanlarda yapay zekanın destekleyici bir araç olarak kalacağını, öğretmenin yerine geçmesinin zor olduğunu düşünüyorum.

Bu konuyu meslekler genelinde yapay zekanın yok edemeyeceği meslekler yazısında, kendi işin açısından da yapay zeka işini alacak mı yazısında daha ayrıntılı ele aldım. Benzer bir tabloyu yazılım için de yapay zeka yazılımcıların yerini alacak mı yazısında inceledim.

Öğretmenin beceri seti nasıl değişiyor?

Gelecek yıllarda iki öğretmen arasındaki fark, araca erişimde değil kullanımda açılacak. Ben buna insan farkı diyorum. Aynı yapay zeka modeline herkes ulaşabiliyor, ama ondan çıkarılan değer kişiden kişiye çok değişiyor. Bu farkı üç beceri belirliyor. Ne istediğini net anlatabilmek, gelen cevabı sorgulamak ve işe yarayanı seçip gerisini bırakabilmek.

UNESCO'nun çerçevesi de bu yönü işaret ediyor. Çerçeve, öğretmenlerden beklenen 15 yetkinliği beş boyutta topluyor. İnsan merkezli bakış açısı, yapay zeka etiği, yapay zekanın temelleri ve uygulamaları, yapay zeka ile pedagoji ve mesleki gelişim için yapay zeka. Her biri edinme, derinleştirme ve yaratma olarak üç düzeyde ilerliyor. Dikkat çekici olan, listenin teknik beceriyle değil insan merkezli bakışla ve etikle başlaması.

Somut olarak öğretmenden beklenen beceriler şöyle değişiyor:

  • Öğrenme tasarımı: Yapay zekanın öğrenciyi tembelleştirmediği, düşünmeye zorladığı etkinlikler kurmak. Türkiye'deki deneyin dersi tam olarak bu.
  • Ölçmenin yeniden düşünülmesi: Evde yazılan ödevin kim tarafından yazıldığı belirsizleştikçe sözlü savunma, süreç dosyası ve sınıf içi üretim önem kazanıyor.
  • Çıktıyı denetleme: Yapay zekanın hazırladığı planı, soruyu ya da geri bildirimi okuyup hatasını yakalayabilmek. Bu, alan bilgisini zayıflatmaz, tam tersine daha fazla alan bilgisi ister.
  • Öğrenciye yapay zeka okuryazarlığı kazandırmak: Öğrencinin aracı nasıl ve ne zaman kullanacağını, ne zaman kendi başına düşünmesi gerektiğini öğretmek.

Şimdi ne yapmalısın?

Okurun kim olduğuna göre ilk adımlar değişiyor. Kendine uyanı seç.

  1. Öğretmensen: Önümüzdeki iki hafta boyunca haftanı not et ve saatlerini hazırlık, ölçme, idari iş ve doğrudan öğrenciyle geçen zaman olarak ayır. Sonra yalnızca hazırlık ve idari işte bir yapay zeka aracını dene. Ürettiği her şeyi okuyup düzelt, okumadan hiçbir şeyi öğrenciye gönderme.
  2. Öğretmensen ve notlandırmada kullanmayı düşünüyorsan: Yapay zekayı geri bildirim taslağı için kullan, notu sen ver. Notun gerekçesini veliye ve öğrenciye senin açıklayabilmen gerekiyor.
  3. Öğretmen adayıysan: Alan bilginden taviz verme, çünkü yapay zekanın hatasını ancak alanını iyi bilen yakalar. Buna ek olarak UNESCO'nun çerçevesini oku ve MEB'in hizmet içi yapay zeka eğitimlerini takip et.
  4. Öğretmenlik okumayı düşünen bir öğrenciysen: Kendine şunu sor. Bu mesleği bilgi anlatmak için mi, insanlarla çalışmak için mi istiyorum? İkinci cevap seni yapay zeka çağında daha sağlam bir yere koyar.
  5. Velisen: Çocuğunun kullandığı yapay zeka aracının cevap mı verdiğine yoksa ipucu verip düşündürdüğüne mi bak. Türkiye'deki deney, farkın sınav sonucuna yansıdığını gösteriyor. Çocukla yapay zeka hakkında nasıl konuşacağını merak ediyorsan yapay zeka çocuklara nasıl anlatılır yazısına bakabilirsin.

Derste yapay zekayı pratikte nasıl kullanacağını öğrenmek istersen yapay zeka eğitimde nasıl kullanılır yazısı tam olarak bunun için. Yapay zekanın işlere ve topluma etkisine dair diğer yazılara Yapay Zeka ve Gelecek sayfasından ulaşabilirsin.

Son olarak şunu söyleyeyim. Yapay zeka, öğretmenliğin sayfa üzerindeki kısmını giderek daha iyi yapacak. Ama öğretmek hiçbir zaman yalnızca sayfa üzerindeki iş olmadı. Bir çocuğun neden zorlandığını görmek, ona doğru anda doğru şeyi söylemek ve sonucun sorumluluğunu taşımak insanın işi. Geleceğin öğretmeni, makineyle yarışan değil, makinenin yapamadığını daha iyi yapan öğretmen olacak.

Kaynaklar

Sıkça Sorulan Sorular

Yapay zeka öğretmenliği tamamen bitirecek mi?

Mevcut veriler bunu göstermiyor. ILO, üretken yapay zekanın en olası etkisinin işlerin ortadan kalkması değil dönüşmesi olduğunu söylüyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun Gelecekte İşler 2025 raporu ise ortaöğretim ve yükseköğretim öğretmenliğinin 2030'a kadar büyümesini bekliyor. Öğretmenliğin hazırlık, ölçme ve evrak kısmı makineye kayarken ilişki, motivasyon ve yargı gerektiren kısmı insanda kalıyor.

Öğretmenin hangi işlerini yapay zeka yapabilir?

En çok ders planı ve etkinlik hazırlığı, sınav sorusu üretimi, geri bildirim taslağı ve idari yazışma. McKinsey'in 2.172 öğretmenle yaptığı çalışmaya göre öğretmen saatlerinin yüzde 20 ile 40'ı mevcut teknolojiyle otomatikleştirilebilecek işlere gidiyor, bu da haftada yaklaşık 13 saat ediyor. Doğrudan öğretim, koçluk, rehberlik ve sosyal duygusal gelişim ise otomasyona büyük ölçüde kapalı.

Yapay zeka öğretmen öğrenciyi daha iyi öğretebilir mi?

İyi tasarlandığında bazı konularda evet. Harvard'da 194 öğrenciyle yapılan kontrollü çalışmada özel tasarlanmış bir yapay zeka öğreticisi, aktif öğrenme dersine göre iki katın üzerinde kazanım sağladı. Ama öğretici uzmanların hazırladığı çözümlere dayanıyordu ve yazarlar onun sınıf öğretiminin yerine değil yanına konmasını öneriyor. Türkiye'deki bir deneyde ise düz bir sohbet aracı sınav başarısını düşürdü.

Öğretmenlik okumak yapay zeka yüzünden riskli mi?

Öğretmenlik, yapay zekanın ortadan kaldıracağı meslekler arasında görünmüyor. Ama öğretmenin günü değişiyor. Bilgi aktarımı tek başına artık güçlü bir avantaj değil, ilişki kurmak, öğrenme tasarlamak ve yapay zekanın hatasını yakalamak değer kazanıyor. Alan bilgini güçlü tut, çünkü makinenin yanlışını ancak alanını iyi bilen fark eder. UNESCO'nun öğretmen yetkinlik çerçevesini okumak iyi bir başlangıç.

MEB yapay zeka ve öğretmenler hakkında ne diyor?

Millî Eğitim Bakanlığı Haziran 2025'te 2025 ile 2029 dönemini kapsayan Eğitimde Yapay Zeka Politika Belgesi ve Eylem Planı'nı yürürlüğe koydu. Belgede öğretmen öğrenci etkileşiminin niteliğinin korunması ve öğretmenlerin rehberlik ile değer aktarımı rollerini sürdürmelerinin desteklenmesi gerektiği yazıyor. Planda öğretmenlere yapay zeka destekli ders tasarımı için hizmet içi eğitimler de var.

Öğretmenler not vermek için yapay zeka kullanmalı mı?

Geri bildirim taslağı için kullanılabilir, notu ise öğretmen vermeli. Anthropic'in eğitim raporunda değerlendirme konuşmalarının yaklaşık yarısında iş büyük ölçüde makineye bırakılıyordu, ama öğretim üyeleri notlandırmayı yapay zekanın en az etkili olduğu alan olarak gördü. UNESCO da pedagojik kararların sorumluluğunun öğretmende kalmasını istiyor. Notun gerekçesini veliye ve öğrenciye açıklayabilecek kişi sen olmalısın.

Paylaş
Yazar
Cem Ünsal portresi
Cem Ünsal
Dijital Girişimci · Yazar · Antrenör

Yapay zekâ ve kişisel güvenlik üzerine yazıyor. Şirketlerin yapay zekâ dönüşümünde karar vericilere yön veriyor.

Hakkımda